Son Dakika

Kanser Tedavisinde Yeni Yaklaşım: Kök Hücre




Kök hücreler diğer tip hücrelere farklılaşabilen özel hücrelerdir. Her kök hücrenin yeni bir kök hücre üretebilme potansiyeli vardır ve kök hücreler bölündüğü zaman ya bir kök hücre olarak kalır ya da farklılaşıp bir başka hücre haline dönüşebilirler. Yetişkin hücrelerin aksine kendilerini bölünerek yenileyebilirler. Temel olarak iki tip kök hücre vardır: Embriyonik kök hücreler ve embriyonik olmayan kök hücreler (bunlara aynı zamanda somatik kök hücreler de denir).

Bu hücreler belirli genleri veya faktörleri ifade etmek üzere tasarlanabilirler. Hücre bazlı tedavilerde, hastalık modellemesinde, ilaç geliştirmede ve rejeneratif tıpta kullanılabilirler. Kök hücreler totipotent, pluripotent ve multipotent kök hücreler olarak sınıflandırılabilirler.
Kök hücreler kanser de dahil olmak üzere birçok hastalığın tedavisinde etkin şekilde kullanılabilirler. Bu amaçla, kök hücrelerin bazı özellikleri taşıması gerekir. Bunlar, istenen hücre tipine dönüşebilme, transplantasyon sonrası konak hücrede sağ kalma ve işlevini yerine düzgün şekilde getirirken çevre doku ve organlara hasar vermeme olarak sayılabilir. Kök hücre tedavileri insanlarda tedavi için 3 temel tipe ayrılır.
Bunlardan birincisi vericinin bir başka kişi olduğu Allojenik transplantasyon, ikincisi bireyin kendi kök hücrelerinin kullanıldığı Otolog transplantasyon ve üçüncüsü de vericinin alıcının ikizi veya üçüzü olduğu Sinjeneik transplantasyon. Bir başka vericiden alınan kök hücrelerin tedavide kullanılmasının en büyük avantajı verici kişinin sağlıklı hücrelere sahip olması, kanserli hücreleri taşımamasıdır. Ancak en büyük dezavantaj ise alıcı ve verici arasındaki doku uyumunun sağlanmasının bazı durumlarda zor olmasıdır. En uyumlu vericiyi bulmak için ise Mikro Sitotoksisite Assay (MCA) yöntemi kullanılarak 6’da 6 uyum yakalanmaya çalışılır.
Alıcı ve verici arasındaki doku uyumsuzluğuna bağlı olarak hasta vücuda verilen kök hücreleri reddedebilir. (Graft-Versus-Host).
(Graft-Versus-Host Hastalığı (GVHH): Allojenik kök hücre naklinde, hastalar bağışçının kök hücreleri ile birlikte, T-lenfosit denilen savaşçı hücrelerini de almış olurlar. Bazen hastaya aktarılan bağışçının lenfositleri hastanın doku ve organlarını yabancı olarak algılayıp, onlara saldırabilir. Bu durumda hastanın organlarında hasara neden olan “Graft Versus Host” (GVHH) hastalığı ortaya çıkar.)
Tedavi sırasında hastalara radyo ve/veya kemoterapi uygulaması yapılarak tedavinin etkinliği artırılabilir veya bağışıklığı baskılayan güçlü ilaçlar ile bu tepkime azaltılır. Böbrek, lösemi, miyelom ve lenfoma gibi kanser türlerinde bu tip tedavi başarıyla uygulanmaktadır. Kök hücrenin hastanın kendisinden temin edilerek vücuda geri verildiği otolog transplantasyonlar da yine allojenik transplantasyonda olduğu gibi lösemi, multipl miyelom, lenfoma, meme ve testis kanserlerinin tedavisinde kullanılabilir. Kök hücreler kan, adipoz doku ve kemik iliğinden toplandıktan sonra hücre kültüründe çoğaltılıp hastaya geri verilir. Hastanın kendi hücreleri kullanıldığından yeni gelen hücrelere karşı tepki ya hiç olmayacak ya da çok düşük miktarda olacaktır. Tedavi genelde allojenik transplantasyona oranla daha hızlıdır. T-hücreli lenfomalı hastalarda yapılan bir çalışmada hastaların 4 yıllık sağ kalım sürelerinin Otolog transplantasyon yapılanlarda Allojenik transplantasyona göre daha yüksek başarı sağladığı ve %76’ya %54 gibi bir oran elde edildiği gösterilmiştir.
Kaynak: Biyolojizm